KONFOR ALANINDAN ÇIKARKEN AYAĞIMIZA TAKILANLAR

comfortzone

Hani hep yazıyoruz ya “Çıkın şu konfor alanınızdan, burada kendinizi geliştiremiyorsunuz.” vs diye. Diyelim ki çıktınız ya da çıktık. Hedefler koyduk: “Ben Süpermen olacağım.” dedik mesela. Çok güzel! Bir pelerin alarak başladık, kötüleri tespit ettik, ilk dünyayı kurtarma hareketimizi yaptık, evrene de alkışlattık kendimizi. Eee? Ama bir ses bazen “Çok aşağıdan uçtun bence.” diyor, diğeri “Saatte 30 km hız yaptın yavaştın.” diyor, öteki “Sen orayı kurtarırken burada neler oldu neler.” diyor… Bunlara kulak asıp kendi alanınıza geri mi döneceksiniz yoksa mücadele mi edeceksiniz?

Konuşan aslında “ego”muz yani biz. Merak etmeyin niyeti de kötü değil, bizi bilinmezliklere karşı korumak istiyor sadece. Ama egomuz bizi yönetmeye başlıyorsa burada bir problem var demektir. Bugünkü yazımda da şu an elimden düşmeyen Darel Rutherford’un “Evren Daima Evet Der” isimli kitabından okuduklarımı paylaşacağım. Kitabın bir bölümü ego tuzakları üzerine yazılmış. Ben de hem şu kenarda bir dursun hem de bir dost fısıltısı olsun diye aşağıda kendi yorumlarımla özetliyorum:

  • Boş Hayal

Konfor alanından çıkmak, bir hedefiniz olduğu için daha anlamlı oluyor ve bu şekilde harekete geçebiliyoruz aslında. Eğer hedefimizi de parçalamadan “deeeeevvvv” bir adım atarak gerçekleştirmeye çalıştığımızda egomuz bize ayağımıza takılan taşı yerlere yapıştık olarak gösterebiliyor. Bu bölümün ana özeti bu aslında. Burada ne öneriliyor? Hedefi parçalayın, küçük (bebek) adımlar yaratın ve öyle harekete geçin.

  • Unutkanlık

Aranızda bisiklet kullanmayı öğrendiği günü hatırlayanlar var mı? Düşersin, dizlerin yara olur, tekrar denersin. Dört teker üç teker olur, yine denge sağlayamazsın, düşersin, dizlerin yara olur. Tekrar denersin, öğrendim dersin, arkada kalan son tekerliği de çıkartırsın ama yine düşersin. Ama yine kalkarsın.

Başarı hikayelerimizi unutmaya çok meyilliyiz. Bunu biz değil egomuz yapıyor. Bu bölümle ilgili çok öneri var aslında ama bence şöyle özetleyebiliriz: Hayatımızın kontrolünü ele alabilmek için kendimizi tanımamız ve bilmemiz gerekiyor. Korkuları yenmek için üzerine gitmek de gerekiyor. Bu, korkunun bir daha hiç olmayacağı anlamı taşımaz ancak ne kadar bilinçle yaklaşırsak yani ne kadar unutmazsak 🙂 bizim için o kadar iyi.

  • Çıkış Yok

Şimdi bulunduğumuz yeri terk etmeden hayallerimize ulaşamıyoruz değil mi? Edison ampulü yapana kadar 30.000 deney yapmış. Bu 30.000 yere düşme demek. Henry Ford, Ford’u kurmadan önce iki kez şirket batırmış. Whatsapp’ın kurucuları Jan Koum ve Brian Acton’ın  Facebook başvuruları reddedilmiş (FB, Whatsapp’ı yüklü bir miktara almıştı yıllar sonra, hatırlatırım!) Udemy kurucusu Eren Bali’nin bu fikri 52 kez reddedilmiş. Jack Ma’nın Ali Baba’yı kurmadan önceki reddedilişleri artık neredeyse gezdiğimiz internet sitelerindeki kaçak reklamlar gibi olacak. Yani bu adamların hepsi “Çıkış yok” deselerdi bugün hayatımızı değiştirecek imkanlarla tanışmıyor olabilirdik. Bence bunu bir düşünelim! 😉

  • Nasılını Bilmemek

Bu kısım biraz spritüal kalabilir ama yine de paylaşmak istedim. Kitapta “eylem odaklı” olmaktan çıkmak gerektiğini ve “serbest bırakıp evrene havale etmek” gerektiğini söylüyor. Çok manevi kaldıysa bu bölümden sadece bunları bilmeniz bence yeterli olacaktır: Çoğu insan, paranın ve/veya başarının çok çalışarak (yani eylem odaklı olarak) gerçekleştiğine inanır. Bu tamamıyla kişinin inanç sisteminin getirdiği bir algıdır. Düşünceler eylemleri, eylemler de hayatı kontrol ettiği için bu noktaya bir kez daha farklı gözle yaklaşmak faydalı olabilir.

  • Zihinsel Konuşmalar

Yapmayanımız var mı? 🙂 Kitap biz fark edelim veya etmeyelim bu küçük konuşmaların hep olduğunu söylüyor. Eğer siz de bu küçük konuşmalara kulak asanlardansanız neden hala aynı durumda/aynı ruh halinde takılıp kaldığınızı aslında kendinize kanıtlamış olacaksınız. Çözüm olarak ise “Huzur duyduğunuz bir anı, kendinizi konuşmalara kulak asarken bulduğunuzda aranıza koyun.” diyor. Yani bana biraz mini meditasyon gibi geldi. Yorum tamamıyla sizde. İyi düşünelim iyi olsun 🙂

  • Bunaldınız mı?

Dönemsel de olsa bunalmayan yoktur bence. Konfor alanından çıktık, hedefler koyduk, liste çıkarttık. Bir baktık yapılacak çok şey var. İşte bunalma burada başlıyor. Her şeyi aynı anda, anında ve alelacele yapamayız. Bir acil/önemli listesi oluşturup bunları günlere/haftalara bölmek bizi rahatlatacaktır.

  • Erteleme

En zor işi ilk yapın mantığı var burada aslında. Gözümüzde giderek büyüyen ve enerjimizi çeken bu işten kurtulun. Bir not daha: Yapacaklarımızı ağırdan alıyorsak hedefimize çok bağlı değiliz demektir. O zaman kendimize ve hedefimize tekrar bakmak gerekir bence.

Hedefimizi seçtiysek ve adım atmaya başladıysak ya da yavaş yavaş da olsa başarılara imza atıyorsak, egomuz bizi sürekli “yapamadın ki”, “yapamaz ki” tadında dürtükleyecek ve huzurumuzu kaçırmaya çalışacak. Kendisinin olayı bu. Yani baktığımızda konfor alanında kalma fikrinin olayı bu bence. Genelde kullanmaya çalıştığı yöntemler yukarıdaki başlıklarda toparlanıyor. Her zaman hatırlayabilmek amacıyla paylaşıyorum, umarım sizlere de faydalı olmuştur.

Bol “değer”li günler,

Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s