MUTLULUK NEYDİ? BİR SOR BAKALIM KENDİNE…

Mutluluk neydi

Resmiyette 10 yıl, gayri resmî olarak da 12 yıldır çalışma hayatı içerisindeyim. Fark ettim de; iş dünyasındaki problemlerimiz ne kadar da Amerikalılaştı. Bir düşünün; on yıl öncesinde ortaya çıkan “takım çalışmasına yatkın” cümlesi, aslında duygu yoksunu Amerikan iş dünyasının bulamadığını araması ile ilgiliydi. Soruyorum: Uluslararası firmalarda hiç çalıştınız mı ya da çalışan arkadaşlarınızı dinlediniz mi? Ya da hiç teklif aşamasına geldiniz mi? Ya daa… Plaza çalışanları ve plaza dili size neyi anımsatıyor? Az samimiyet, çok rekabet… Olabilir mi? Az önce de Harvard Business Review’da bir yazı okudum, başlık “Mutluluk Tuzakları”. Ana konu hırs, başarma güdüsü, bitmeyen işler ve duygusal zekâdan yoksun kendi kendine mutlu olup olmadığını soramayacak kadar yoğun bir tempo… Farklı bir dönemi geride bıraktığım için bu yazı bana çok anlamlı geldi ve kendi yorumumla sizinle paylaşmak istedim.

Çok mekanikleştik ya da benim gördüklerim böyle, bu beni acayip rahatsız ediyor. Zekâ çok değerlidir kabul ediyorum ama nerde ve ne zaman hayatınızda var olması ve nasıl kullanmanız gerektiği ile ilintilidir. Peki, sadece bu mudur önemli olan? Kendi duygularını ifade edemeyen, kendini tanımayan, başkalarına tanıtmayan, kapı-duvar, konuşmaz, günaydın demez, dersen cevap bile vermez bu kişiler mi ya da bu davranış tarzı mı normal olan? Tamam, kabul! Herkesin farklı bir mizacı var eyvallah, ama fabrikasyon üretim gibi hepsini aramaya, işe almaya, farklı profiller olduğunda onay alamamaya kadar varan bir süreç var burada; bu doğru mu? Değil! HBR’deki yazının sonunda elbette mutlu olmayı istemek hakkınız bu nedenle kendinize bir sorun “Neden bu kadar çalışırken mutlu olmayı istemiyoruz ya da düşünmüyoruz?” diyor ve “Mutluluk tuzaklarına kapılmamak için cevabı ancak duygusal zekânıza bakarak verebilirsiniz.” diye yön gösteriyor. Lale Saral Develioğlu da az önce bitirdiğim “Karar Verdim” kitabında Turkcell’e ilk başladığı zamandaki yöneticisinin “Kendini zeki sanıyor olabilirsin ancak Turkcell’de çok fazla zeki ve çalışkan insan var, yani herkeste IQ var, fark yaratacaksan bunu EQ’un ile yapacaksın.” dediğini paylaşıyor. O yüzden çıkalım şu “çok zekiyim, çok çalışkanım, her şey etrafımda döner.” güdüsünden. Ve soralım içimize “Mutlu muyuz?” diye…

Biliyor musunuz, insanların kendisini ifade edebileceği 132 tane kelime varmış. İyiyim, kötüyüm, moralim bozuk, öfkeliyim, seviyorum, sinirlendim, sakinleşmeliyim vs. Kendinizi her an ifade edebilin. Bu; şu andaki dünyada o kadar önemli ki! Biz beyaz yakalının asıl dramı bu değil mi? İstifa edip lanet okuyanlar,  hırsından bürünmüş odalarda/hayatlarda yaşamlarını geçirenler… Durun bir bakın kendinize, gerçekten istediğiniz bu mu? Bence değil!

Benceee: Hayatı biraz normalleştirmeye ihtiyacımız var. İnsan; okuyan, büyüyen, gelişen bir varlık. Çoğu şeyi de aileden, toplumdan ve sosyal ortamlarından öğrenen bir varlık. Bu nedenle topluca kendimize “Mutluluk nedir?” ve “Mutlu insan nasıldır?” diye soralım. Ortak amaçlar ile bireysel amaçların eşleşip eşleşmediğine bakalım. Bir karar verelim ve her şeyi kıvamında kullanalım; yani duyguyu, tecrübeyi ve amacı… Bir de hayata bir defa geldiğimizi unutmayalım.

2018’in ilk yazısında böyle bir konu seçtim çünkü bence fazlasıyla ihtiyacımız var. Hem kendi kulağıma küpe olsun hem de sizin kulağınızda bir dost fısıltısı olsun isterim.

Bol “değerli” günler,
Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s