DOĞRUYU SÖYLE!

Doğruyu Söyle

Şimdi size bir fıkra anlatacağım:

“Bir İK Müdürü ölmüş ve Azrail karşısında belirmiş. Azrail “Seni yerleştirmeden önce şunu söylemek isterim ki daha önce hiç İK Müdürü ile karşılaşmadık bu nedenle sana cennet ve cehennemi tanıtacağım, sen istediğin yeri seçtikten sonra işlemlerine başlayacağız.” demiş. “Ben cenneti tercih ederdim aslında.” diye düşünen İK Müdürü, Azrail’in “Kurallar böyle!” demesiyle gezintiye başlamak zorunda kalmış. İlk gününde cehenneme misafir olan İK Müdürü, burada pek çok tanıdık arkadaşıyla karşılaşmış, daha önce kongrelerde/konferanslarda kartvizitini dağıttığı kişiler ile daha derin daha incelikli sohbet etmiş, onlarla yemek yeme fırsatına erişmiş. Akşam ise katıldığı parti ile tam anlamıyla mutluluğun doruklarına ulaşmış. Şeytan ile aynı sofrada yemek yiyen İK Müdürü anlatılan fıkralarla, ettiği danslarla, giydiği süper elbiselerle gözleri kamaşmış. Çok keyifli vakit geçiren İK Müdürü için zaman çabuk geçmiş, Azrail gelmiş, kendisini cennete götürmüş. Burada da bulutların üzerinde gezinen İK Müdürü kimi zaman arp çalmış, kimi zaman bulutların üzerine uzanmış. “Aslında burası da keyifli.” diye düşünmüş İK Müdürü. Ertesi gün Azrail gelip seçimini sorduğunda tereddüt etmeden “Cennette de çok eğlendim ama cehennem çok daha eğlenceliydi, bu nedenle cehennemi seçiyorum.” demiş. Ve işlemler başlamış…

Cehennemin kapısı açılıp içeri girdiğinde İK Müdürünün gördüğü manzara pek hoşuna gitmemiş. Tüm arkadaşları çöplerin arasına oturmuş, yemek yediği kişilerin kıyafetleri yırtılmış vs. Bu manzara karşısında şaşkına dönen İK Müdürü, Azrail’e “Ben bir şey anlamadım, bana gösterdiğiniz cehennem böyle değildi.” demiş.  Azrail ise yüzünde “tatlı” bir gülümsemeyle “Dün sen iş görüşmesi yapıyordun, bugün ise bir çalışansın.” demiş.”*

Fıkra çok tanıdık, sadece İK Müdürüne çevirmişler. Yani “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla.”yı atasözüyle açıklamak yerine net bir şekilde yazmışlar. Gülüyoruz şu an ama haklılar. Çünkü hala işe alımlarda yumruğun İK profesyonellerine, onayın ise tepe yöneticilerine ait olduğunu düşünen kişiler var. Hayır değil! Boynuz kulağı geçti, aday karşı koltukta oturanları yendi.

Bu işin en iyi çözümü ise yalansız dolansız görüşmeler yapmak. Bence zaten artık mülakat kelimesi de tarih olmalı. Yerine görüşme kelimesi gelmeli. Çünkü açık bir pozisyonunuz için yaptığınız görüşmeler karşılıklı. Aday da sizi tanıyor, sizi araştırıyor, İşkolig’e yazıyor maaş bilgisini öğreniyor, arkadaşını arıyor çalışma ortamını öğreniyor, ekşi sözlüğe takılıyor gerçekleri öğreniyor, LinkedIn’e bakıyor ve aslında çalışan profilinizi görüyor. Bu yüzden artık doğruları konuşmamızın zamanı geldi bence.

İşe alım görüşmelerinde genellikle adayların yönelttiği en önemli sorular şirketin gidişatı ve insan kaynakları uygulamalarına yönelik. Şirketin gidişatı için finans ve iş geliştirme birimlerinizde çalışan arkadaşlarınızla kısa bir sohbetiniz istediğiniz bilgiyi elde etmenizi sağlar. İK uygulamalarında ise genellikle kariyer planı ve ücret politikası öne çıkıyor. Ücret politikası istediğiniz kadar çırpınsanız da görüşme sırasında pek detaylı bilgi alabileceğiniz bir konu değil. Ücret bilgisi adayın ve/veya İK profesyonelinin sizinle paylaşabileceği kadar bir bilgidir, ötesi teklif aşamasına kadar her zaman meçhul kalabilir. Kariyer planı ise daha komplike ancak öğrenilmesi daha kolay bir soru niteliğini taşır. Öncelikle şunu sorun kendinize: Gerçekten bir kariyer planınız var mı? Hakkıyla, hukukuyla yöneticisi talep etmeden “Hadi bak kıdemi geliyor, n’apalım?” ya da “Geleceğin yöneticisi olarak yetiştirilebilir, ne dersiniz?” dediğiniz, bir politikanız var mı mesela? Ya da kariyer fuarlarına katılıyor musunuz? Okulların staj politikalarını destekliyor musunuz? Yarı zamanlı çalışanlarınız var mı? Yönetici yetiştirme programı? Yedekleme sistemi? Bunların hepsi kariyer gelişim planının bir parçası ve parçalardan biri eksik olsa bile “Kariyer Planı’mız var bizim, mükemmel de çalışıyor.” diyemezsiniz. Bir de çok tecrübeli adaylar da manevi beklentiler söz konusu. Ne bileyim kimisi “Sadece teknik çalışmak isterim yönetici olmam.” der, kimisi “Benden daha bilgili kişilerle iş yapmak isterim.” der, kimisi de “Ekiple çok iyi anlaşayım, başka bir şey istemem.” der. Bu adayların beklentisi tamamıyla ruhsal tatmin üzerine kurulu olup bu değerleri karşılayıp karşılayamayacağınızı bilmek yine size düşmektedir.

Kimseye mutlu bir tablo çizip, kişinin öncelikli değerlerine sahipmişçesine davranıp işe almak ve açık pozisyonunuzu iki gün öncesinden kapatabilmek bir başarı değildir. Bence İK profesyonelleri olarak en önemli nokta, sizinle tanıştığı andan beri o kişinin doğru yerde olup olmadığını ve mutlu olup olmayacağını sorgulamaktır.

Sadece kısa bir not olarak tekrar hatırlatmak istedim.

Bol “değer”li günler,

Merve

* Fıkra birebir çeviri olmamakla birlikte orijinal halini buradan okuyabilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s