NEDEN BUNALDIK?

neden bunaldıkKaç kitap okudum bilmiyorum ama ilk aklıma gelenleri hemen sayayım: Beyaz Yalaka, Acıyan Yerini Bul, Mezeleri Güzel… Ya da kaç aile kaç insan gördüm/okudum en güzel işlerinden ayrılıp şehir hayatını terkeden? Hepsi de aynı şeyi anlatıyor aslında: Neden geldik bu dünyaya? Neden bu haldeyiz?

Yazıya başlamadan önce bir soru sorayım en iyisi ben size: “Siz kimsiniz?”

Günde minimum 9 saat süren bir çalışma hayatı olan, gece saat 10.00’larda/11.00’lerde “Nasılsın?” sorusuna “İşyerindeyim.” diye cevap veren, modern kölelik sistemine adapte olmuş, hayatının rutini haline getirmiş biri misiniz? Yoksa her “Nasılsın?” sorusuna “Mutluyum.” diye cevap verenlerden mi?

“Siz nasılsınız?” diye merak ettim ben de… Sürekli hayatınızı sorguluyor musunuz? Anlamlandıramadığınız çalışmalar mı yapmak zorunda kalıyorsunuz? Yoğun musunuz? Zaman çabuk mu geçiyor? Bunaldınız mı?

Evet, halen yazımı okuyorsanız bunaldınız! O zaman iki seçeneğiniz var: Ya bulunduğunuz diyardan gideceksiniz ya da bu deveyi güdeceksiniz!

Mevcut koşullarını kaybetme korkusu yaşayanlar için aşağıda birkaç deve gütme önerisi mevcut. Uygularsınız uygulamazsınız bilemem, yazması benden. 🙂

  • Öncelikle planlarınızı bir sorgulamanız lazım. Nerdesiniz, nereye gideceksiniz, siz kimsiniz oturun bir düşünün! Ernie J. Zelinski’nin kitabı “Çalışma(ma)nın Keyfi”nde düşünmekten bahsederken “Bir şeyi saptamaya beş dakika ayırırsanız elde ettiğiniz süre birçok kişinin ortalama dikkatinden 4,5 dakika daha fazla eder.” diyor. Yani çok daha fazla fırsatla karşılaşma ihtimaliniz artar ve bir gün gözünüzü açtığınızda bazı anları (çocuğunuzun gösterisi, eşinizin terfisi vb.) kaçırmadığınızı fark edersiniz. Ne dersiniz? Evet, bence de… Güzel fikir! 😉
  • Erken kalkın ya da geç yatın. Evet evet yanlış duymadınız: Dünyadaki tüm başarılılar güne 4.30’da başlamıyor sonuçta. Buzzfeed CEO’su Jonah Peretti 8.30’a kadar uyuyor, TED konuşmacısı Kathryn Schulz gece çalışmayı seviyor, edebiyatçı Cynthia Ozick ne zaman uyanırsa günü o zaman başlatıyor, modacı Karl Lagerfeld 7 saat uyumadan kalkmıyor. Herkes işe gitmeden önce erken kalkın, koşun, yiyin, atlayın, sıçrayın diyor ama kimse yarasa modeli çalışan profili olabileceğinizi düşünmüyor. Bu yüzden erken kalkıyorsanız, bir tur atın, günü planlayın, biraz birşeyler okuyun ve işe gidin. Geç yatmayı tercih ediyorsanız evinize dönmeden önce yürüyüşünüzü tamamlayın, günlük rutin ev işinizden sonra biraz birşeyler okuyun ve yarını planlayın. Bence hayat saatleri takip edemeyecek kadar kısa!
  • Maillerinizi gün içerisinde belirli aralıklarla kontrol edin. Mail saati dediğiniz bir zaman diliminiz olsun. O zaman cevap yazın, mail atın vs. Tatil zamanlarınızda da gerektiği durumlarda cevap yazın derim ben. Şöyle ki eğer cevap istenilen konu cevabı verdikten bir saat sonrasında çözüme kavuşacak bir konu değilse kendinizi rahat bırakın 🙂 . Kızmayın bana, bir düşünün: Mailleri okumayı, maillere cevap atmayı, mailleri kategorilendirmeyi seven bir kültür olarak biz her anımızda mobil olmayı öğrenirken/mobil olmaya çalışırken Fransızlar saat 18.00’den sonra mail atmayı yasakladı! Değil mi? Değil mi? Her şey yerinde ve zamanında güzel!
  • Yukarıda bahsettiğim şey hiç cevap vermeyin demek değil elbet! Mail cevaplama süreniz olsun. Mail demek bir noktada da iş demek. Bu nedenle işinizin kalitesi sorgulanmadan önce standart bir iş bitirme süresi olsun derim ben. En azından sizden ne kadar sürede iş çıkacağı görülmüş ve bilinmiş olur.
  • Hafta sonları çok değerlidir. Çalışmanız gerekiyorsa evden, belirli bir süre içerisinde çalışmayı deneyin. Eğer olmuyorsa ofise gittiğinizde müzik dinleyerek işlerinizi toparlayın. Merak etmeyin, müzik için beynin ayrı bir fonksiyonu var, sizi engellemez. 🙂 Bir de hangi ortamda çalışırsanız çalışın; çalışma süreniz, çok gerekmedikçe, hafta içi olan mesai saatiniz gibi olmasın.
  • Hobi bulun! Hobinizi yapın demiyorum çünkü pek çok insan herhangi bir hobisi olmadan hayatını idame ediyor. Birşeyler yaratın. Kitap okumayı bile dahil ediyorum buna. Zamanınız yoksa günde 5 dakika ayırın. Bu haftada yarım saati geçiyor ki toplamda 168 saat olduğunu düşünürsek, hiç yoktan iyidir diyoruz.
  • Parayı doğru yere oturtun! Kimse, bizi bu kadar bunaltmaya teşvik etmiyor. Sonuçta bir işi düzgün yapabilmek ve karşılığında maddi olarak tatmin olmak/(Türkiye standartlarında) eve ekmek götürmek için işimizi yapıyoruz. Zenginlik sahip olduklarımızın miktarı değil, isteklerimizin azlığıdır!
  • Sizin canınızı bir tek siz sıkabilirsiniz! Yöneticim bana her yapmak istemediğim ve canımı sıkan bir iş olduğunda “Bunu yapmaya gönüllü olmazsan olmaz.” der. Ne doğru değil mi? Senin canını sıkan ben değilim. Çünkü sen tercih yapabilen özgür bir insansın. Senin canını sıkan sensin!

Özetle; kim olduğunuzdan bahsederken unvanınızdan/ yaptığınız işten bahsediyorsanız lütfen en başa dönüp tekrar okuyun ve istemsiz de olsa devenizi gütmeye başlayın. Çünkü kendinizi işinizle anlatabildiğiniz halde aklınızdan geçen en mutlu dakikalarınız mola zamanlarınız ise acil olarak konfor alanınızdan çıkmanız gerekiyor. Ya kendinizi değiştireceksiniz ya da kurumunuza da zarar veren ölü çalışan olmaktan istifa edeceksiniz!

Bol “değer”li günler,

Merve

Not: Onedio Business’a ve Ernie J. Zelinski’nin Çalışma(ma)’nın Keyfi kitabına teşekkür ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s