RÜŞTÜNÜ İSPATLA İK!

Rüştünü ispatla İKKaçmadım buradayım. Ama ancak kafamı dinleyip yazabiliyorum. Bugünkü konumuz İnsan Kaynakları’na Giriş. Ama bu giriş İK kitaplarındaki giriş değil!

Şöyle bir etrafıma bakıyorum: Arkadaşlarıma, çalıştıkları işyerlerine, işe yeni başlayanlara ve yeni yapılanmalara giden kurumlara… Hepsine genel bir gözle baktığımda İK departmanı oluşumu işe alım yapmaktan geçiyor. Yanlış algı ama mantık bu!

Eğer bir kurum yavaştan yavaştan büyüyorsa, özellikle işi yapacak teknik adam bulmakta zorlanıyorsa, hele ki yardım eden Ahmet, hadi bir el atsın Mehmet artık yetişemiyorsa İK departmanı tohumu oraya atılmış oluyor.

Aslında böyle anlatılınca güzel bir başlangıç ama içeriğine bakılınca yanlış bulduğumu itiraf etmeliyim. Bu bana aynı “Tek Kişilik Kurumda Müdür” olmak gibi geliyor. Yani unvan var ama eleman yok. Yani departman var ama algı yok!

Siz de bu halde bir başlangıç yaptıysanız üzülmeyin. Sonuç kısmında tekrar konuşacağız detayları ancak gerekli önlemleri de paylaşmadan olmaz:

  • Şimdi ilk olarak en tepedeki amcanın/teyzenin zihniyeti önemli! İnsan Kaynakları’na yoğun işe alım nedeni ile öncelik veren adam, işe alımı bitince size bir sümüklü mendil muamelesi yapabilir. Aman dikkat!
  • Mülakat sırasında, fırsat bulamadıysanız sonra, geç kaldıysanız hemen şimdi: Kime bağlısınız bunu mutlaka öğrenin! En tepedeki kimse ona bağlı olun! Değilseniz, kendinizi ona bağlı yaptırtın! İK’yı teknik bir birime bağlayan kurum içindeyseniz üzgünüm, geçmiş olsun!
  • Çok yoğun bir işe alımla başlayacaksınız yöneticinize önceliklendirmenizi aktarın. İşe alımın bol olduğu yerde başka fonksiyonları gerçekleştirmek hele ki yeniden yaratmak size fazla ve gereksiz mesaiden başka bir şey getirmez. O yüzden önce öncelikler 😉
  • Beklentileri öğrenin. Beklentiler siz işe başladıktan sonra oluşmamalı. Bu nedenle hem güzelce dinleyin hem de güzelce İK’nın çerçevesini anlatın. Siz İKcısınız; her çalışan/personel lafı geçen işle ilgili sorumluluk sahibi olamazsınız.
  • Beklentiler şekillendiyse ve kurgu işe alım dışında da diğer fonksiyonları içeriyorsa bence bir plan hazırlayın. Hangi ay hangi fonksiyonlarla ilgili aksiyon alacaksınız? Neler yapacaksınız? Bunu bir tablo halinde yöneticinizle paylaşmanız kendisinin de net olmasına imkan tanıyacaktır. Ayrıca her şeyi geçiyorum; bu, hem kendinize hedef koymanızı hem de hedeflerinizi ne kadar gerçekleştirdiğinizi görmenizi sağlayacaktır. Böylece şirkete katkınızı da ölçebilirsiniz, ne dersiniz? 😉
  • “Ben yardımcı olurum.” kısmını abartmayın. Yardımcı olduğunuz her nokta size gelecekte görev tanımı olarak gelebilir. Yukarıda da bahsetmiştim, aynı kapıya geliyor: Her çalışan/personel lafı geçen işle ilgili sorumluluk sahibi olamazsınız.

Son cümleme hatta tüm bu yazdıklarıma kızmış olabilirsiniz ama maalesef algı böyle! Ama bunu değiştirmek de sizin elinizde/bizim elimizde. Başlangıçta net ve kararlı olmak, yaptığınız her işin şirkete de katkısı olacağını düşünmek gerçekten önemli. Sizi ilgilendirmeyen konulara burun kıvırın, es geçin demiyorum. Ama yaptığınız işinizle de şirkete katkı sağlamanız hem atılan tohumun filizlenme sürecini hem de açan çiçeğin güzelliğini etkileyecektir.

Bol “değer”li günler,

Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s