MUTLU ÇALIŞANLAR NELERİ KAÇIRIYOR?

Mutlu Çalışanlar Neleri Kaçırıyor2Uzun süredir yazmadığımın, ne bloğumu ne kendimi beslemediğimin farkındayım. Açıkçası bu biraz da mutlu olma ve farklı noktalardaki uğraşlarla zaman geçirme dönemi. Yani mutlu bir birey olmanın dışında mutlu bir çalışanım da… Peki; bu süre zarfında, her ne kadar farklı alanlarda uğraşılarım olsa da (!), neleri kaçırdım, bir bakayım :

– İpek Aral kendi danışmanlık firmasını kurdu.

– Çok yakın bir arkadaşım Sendromsuz Pazartesi Zirvesi’nde konuşmacı oldu.

– Cengiz Çatalkaya sosyal medyanın en etkin İK hesabı isim önerilerinde bana da yer verdi.

– Sosyal medyadaki en etkin İK’cı Selin Yetimoğlu seçildi.

Ve daha kim bilir neler var… “Mutluluk da demek ki bazı şeyleri görmeyi kaçırtıyormuş.” diyorum şu an kendi kendime. Yani mutlu bir çalışan da hayatı ıskalayabiliyormuş. İşte bu soruyu kendi kendime sorduğumda cevaplar da yavaş yavaş netleşmeye başladı. Ve tabi ki geriye de cevapları yazması kaldı 🙂

Konuyla ilgili hemen giriş cümlemi paylaşıyorum o zaman: Mutlu çalışanlar olarak genele vurursak hayatı, özelleştirirsek de etrafı kaçırıyoruz, kaçırıyorsunuz bir kere. Durun bir saniye, mutlu çalışan cevabı vermeliyim burada! Mutluyken aslında işinizi kaçırıyorsunuz. Mesela; işinizden çok mutlu olmanız sizin organizasyonel değişimlere kapandığınızı gösteriyor en başta. Örnekleyelim: Çok sevdiğiniz Ahmet Ağabeyiniz veya Ahmet Müdürünüz ile birlikte çalışırken şirketiniz yeniden yapılanma adı altında yeni çalışmalar yapıyor diyelim. Kulaktan kulağa, bir sigara/kahve molasında duyacağınız “Eee sen ne düşünüyorsun? Nerede olacakmışsın? Ahmet Müdürü şuraya mı alıyorlarmış? Mehmet Bey de direktör mü oluyor o zaman?” vb. soruları aslında duymuyorsunuz, ben diyeyim. Oysaki bu Ahmet Ağabeyiniz ya da Ahmet Müdürünüz ile aranıza girecek hiyerarşiye karşı kendini hazır hissetmenize, yeni yapılaşma içerisindeki rol ve sorumluluklarınızı öğrenmenize ilk adım. Ama siz duymamak için direniyorsunuz bir kere ve bence gelecek dönemlerdeki “mutlu çalışan” unvanınızı tehlikeye atıyorsunuz.

İkinci olarak iş-yaşam dengenizi korumak diye bir şeyler var, hiç duydunuz mu? İşte burada iş – yaşam dengesini koruyamıyorsunuz. İşyerindeki mutluluğunuz işyerinde daha fazla kalmaya, ya da işinizdeki mutluluk eve iş getirmeye ve evdeki sorumluluklarınızdan kaçmanıza da yardımcı oluyor. Siz çok özendiğimiz (!) Amerikalıların “Baba benim birikmiş param var, saatin kaç dolar? Satın almak istiyorum da, seninle oyun oynamak istiyorum da…” diyen çocuğun hikayesini okudunuz mu? Aslına bakarsanız bu hikaye hem geyiktir, hem de acı. Konuyu uzatmayacağım, çocuğunuz veya eşiniz veya dostlarınız veya aileniz siz mutlu bir çalışan olacaksınız diye sizden uzaklaşmasın bence, ne dersiniz?

Üçüncü paylaşacağım nokta ise fırsatlarla ilgili. İş dünyası, hele ki Türkiye’de özel sektörde çalışıyorsanız, biraz “gel-git”li bir dünya. Bugün prenses olan yarın külkedisi olabiliyor. Ya da bugün KOBİ olan yarın sanat sergileri yapabilecek kadar zengin… Bir “Ya da…” da İstanbul’u merkez düşünen Türk firmalarına ve Türkiye’yi irtibat ofisi yapmaya karar veren yabancı uyruklu kurumlara gelsin burada! Mutlu bir çalışan olarak kulaklarınız duyacağınız her fırsata kapalı ise, ara ara kongre/seminer/toplantı vb. etkinliklere çağırıldığınızda gereksizlik hissiyatı yaşıyorsanız ya da belirli aralıklarla (kendi gelişiminiz için) ilanlara bile bakmıyorsanız siz geleceğin mutsuz çalışan adayısınız! Bu madde yanlış anlaşılsın istemem. İşinizden çok memnunken 5 yıl sonra da aynı pozisyon/aynı işten memnun olacaksınız amenna! Ama olmayacaksınız şu anki mutluluğunuzun, uyuduğunuz zaman gördüğünüz 3 saniyelik rüyadan hiçbir farkı yok, demiş olayım. Ayrıca her fırsatı takip etmek illa değişiklik yapacağınız anlamına gelmiyor. Bu aynı zamanda kendinizi geliştirmekle de ilgili. Gündem hangi bilgilerle donatılmış insanları arıyor mesela? Bu açıdan hiç ilan taramayı düşünmüş müydünüz? Düşünmediyseniz kar suyu kaçırmaya çalıştım aklınıza, haberiniz olsun. 🙂

Özetle; bu bir hayat memat meselesi aslında. Dün 15’tim, bugün 30. Yarın 40,50,60 olacağım. Hayatımın 3’te 1’ini geçirdiğim bir dünya içerisinde mevcut mutluluğumu neden geleceğe taşımak için önlemimi almayayım? Aynısı sizin için de geçerli; kimse size mutsuz bir çalışan olun demiyor. Aksine sonuna kadar destekliyoruz, sonuna kadar inanıyoruz. Sadece bilinçli bir mutlu çalışan olunmalı bence. En azından benim çıkardığım ders bu…

Arayı çok açmamak dileğiyle,

Bol “değer”li günler,

Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s