İŞ YERİNDE ADALET – BEYAZ TÜRKLER VE ZENCİLER! *

işyerinde adaletLütfen kızmayın, bu ayrım el yapımı değil, ithal edilmiş bir kavram. Uzaklarda bir yerde, bir yerin sisteminde bir adaletsizlik var ve o dev adaletsizlik hortumu artık iş dünyası kapımızı çalacak kadar yakın bizlere. İşte yazının ana fikri de burada ortaya çıkıyor: Mesela siz de yöneticinizin çalışma arkadaşınıza daha özverili davrandığını düşünüyorsanız ya da bir yönetici olarak Ahmet’i Ayşe’den daha çok sevdiğinizi kendinize itiraf edebiliyorsanız şu an tam anlamıyla bir beyaz Türk – zenci atmosferinde çalışıyorsunuz hatta yaratıyorsunuz demektir.

İş hayatındaki beyaz Türkler ve zenciler iş yerindeki adaleti-daha doğrusu adaletsizliği- buram buram enselerinde hisseden çalışanlar demek. Bu durum; çalışanınıza bilinçli olarak duyarsız davranmanızla da ortaya çıkabilir, aynı işi yaptığınız çalışma arkadaşınızın daha yüksek ücret aldığını öğrenmenizle de…  Yapılan araştırmalar; adaletsizliğin en çok ücret faktöründe ortaya çıktığını göstermekle birlikte terfi ve yan haklar da adaletsizlik yapıldığı düşünülen diğer faktörler olarak gözüküyor. Sonuç ise; nasıl olursa olsun düşük motivasyon ve verimsiz çalışma olarak taçlandırılıyor maalesef… Peki; beyaz Türk ve zenci ayrımından uzaklaşmak ya da bir yönetici olarak böyle bir ayrım varsa bunu ortadan kaldırmak için neler yapılabilir?

Bir çalışan olarak zenci olduğunuzu düşünüyorsanız ya da çalışma arkadaşlarınıza renk/ırk ayrımı yapıldığını görüyorsanız çözüm noktanız ilgili yönetici olacaktır. Burada önerebileceğim şey; sıkıntı yaşadığınız konu ile ilgili yöneticiniz ile görüşmeniz ya da o kişiyi yöneticisi ile konuşması gerektiğine ikna etmeniz. Mesela zenci rolü sizin rolünüzse ve yaptığınız işlerle ilgili sıkıntı yaşıyorsanız; görev tanımınızı çıkartmanızı ve tanımınızda yer alan kavramları yöneticinizle görüşmenizi önerebilirim. Konuşmak; adaletsiz olduğunu düşündüğünüz atmosferden çıkıp temiz hava almanızı sağlayacak birincil adımdır. Tabii kişi bazlı şikâyetlerde bulunacaksanız yöneticinizin kapısını çalmayın lütfen! Bu hem yanlış anlaşılabilecek hem de sorununuza çözüm bulmayı erteleyecek bir davranış olacaktır. Burada, yaşadığınız problemleri ve çalışma ortamı içerisindeki hislerinizi dile getirmek en doğrusu!

Yöneticiler için ise bu sorunu gerçekten çözmek isteyip istemeyeceğinize göre atmosferin değişebileceğini düşünüyorum. “İyi de nasıl?” demeyin, kendinizi odanıza kapatmayın lütfen. Geri bildirimde bulunmak için de 6 ayda bir ya da yılda bir yapılan performans değerlendirme sonuçlarını beklemeyin. O ekip sizin ve ekibiniz başarılı oldukça başta ekip lideri olarak siz bu başarının meyvesini toplayacaksınız. Bu nedenle siz geri bildirim yaparken onlardan da geribildirim alın derim ben. Birinci mesajda kişinin haksız olduğunu düşünseniz de aynı mesajları 3–4 kez üst üste duyuyorsanız ters giden bir şeyler var demektir. Ayrıca burada sadece birim/departman yöneticilerinden de bahsetmiyorum; şirket yönetimi ve insan kaynakları yönetimine de bu aşamada oldukça fazla sorumluluk düşüyor. Çalışanlar arası iletişime yönelik uygulamaların şeffaf olması, şirket içi dikey ve yatay kariyer imkânlarının artması, çalışan bağlılığının ve memnuniyetinin belirli dönemlerde ölçülerek aksiyon planlarının alınması/uygulamaya konması, hatta imkânınız varsa koçluk ve tersine mentorluk gibi çalışmaların yapılması size şirket içerisinde pozisyon, yaş, tecrübe, fark etmeksizin adaleti sağlayacaktır.

Mehmet Kocabaş’ın “Çalışanlar, iş yerinden değil yöneticilerinden ayrılır!” sözünü hep sevmişimdir. İşyerinde adaletsizlik üzerine kurulu yazımda da bu sözü yine destekliyorum. İşyerindeki adalet de adaletsizlik de yönetsel kaynaklı olduğundan bir yöneticinin bakış açısı ve olaylara karşı duruşu oldukça önemli. Buradaki herhangi bir duruş bozukluğu; Hazar Candan Wilson’ın da “İş yerinde Adalet” isimli yazısında belirttiği gibi; çalışan bağlılığının azalmasına, dedikodu ortamının oluşmasından kaynaklı olarak huzursuzluk, endişe, kaygı, memnuniyetsizlik vb. duyguların yaşanmasına, üretkenlik ve performansın düşmesine yol açabilir. Sonuç ise bildiğiniz gibi: Olumsuz iş çıktıları…

Bol “değer”li günler,

Merve

* Yazı başlığının hem çekici hem de (ırkçılık olarak görülürse) itici olduğunun farkındayım. “Zenci” kelimesi en Türkçe haliyle “Siyah, Siyahi” olarak anılmakla birlikte Amerika’da hakaret sayılan “negro”, “nigga” anlamlarını taşımamaktadır. (Bu açıklama için Serdar Kuzuloğlu’na teşekkür ederim.) Yazıda bahsetmeye çalıştığım konu ise ayrımcılığa yöneliktir. Yanlış anlaşılma olmamasını temenni ediyorum. 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s