ARABESK ROLLERDEN KURTULMAYA NE DERSİNİZ?

uçuyorum lanBir önceki yazımda değersizlik inancı ve kurban rolünden bahsetmiş, arabesk olmayı ruhumuz sevdiği için psikolojide geçen bu iki negatif kavramdan da istemli/istemsiz haz ettiğimizi belirtmiştim. Yine söylüyorum bana muhtemelen kızıyorsunuz şu an çünkü iki paralel kavramı oturup da düşündüğümüzde varlığını sorgulamak biraz ağır geliyor ama varlar! Maalesef! 

İşyerindeki (belki hayatımızın genelindeki) “arabesk” rollerimizi yazarken paylaştığım karikatürü hatırlıyorsunuz, değil mi? Bulutları bile kafası kopmuş koyunlara benzeten bir minik koyuncuk… Şimdi tekrar yan taraftaki karikatüre bakalım lütfen: Uçan bir kaplumbağa… 🙂 İşte değersiz ve kurban rollerinden bahsederken aslında bunu kastediyorum. Bir tarafta kendi mutsuzluğundan ve umutsuzluğundan artık önünü göremeyen bir koyun; diğer tarafta da bir şekilde mutlu olmayı başaran bir kaplumbağa! Oysaki biz kaplumbağanın ne kadar yavaş olduğunu tartışmıyor muyduk?:) Ben koyun ve kaplumbağaya verilen toplumsal rollerde çok ciddi farklılıklar olduğunu düşünmüyorum ama bu iki resim onların yaşama bakış açıları arasında dağlar kadar fark olduğunu gösteriyor. Yani burada yaşadığımız/yaşadığınız olaylara, size farklı yaklaştığını düşündüğünüz kişi/kişilere karşı bakış açınızın size yaşamak istediğiniz/yaşayacağınız hayatın anahtarını verdiğinin altını çizmek istiyorum. Peki; bakış açımız bizim rollerimizi oluşturuyorsa bunu nasıl değiştirebiliriz ya da fark ettiğiniz arabesk rolcülerin rollerini değişmesi için nasıl yönlendirebiliriz?

Ankara’da 16 Ekim’de gerçekleşen Peryön İK Kongresi’ne katılan arkadaşım Daniş Navaro’nun sözlerini aktarmıştı geçenlerde. Daniş Navaro iş dünyasında “sevdiği işi yapanlar”, “yaptığı işi sevenler” ve “zorunluluktan işini yapanlar” çatısı altında üç tip çalışanın olduğunu ve üçüncü tip çalışanın bir süre sonra ister istemez “burn out” olacağını yani kaba tabirle duvara toslayacağını paylaşmış.  Buradaki teoriye göre “Para kazanmadan da o işi yapmaktan haz duyar mıydınız?” sorusuna “Evet!” cevabını vereceğiniz işte çalışmanız gerekiyor. Pratikte ise bence (daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi) durum biraz daha farklı. Toplumun ve özellikle ailenizin/sizin ekonomik göstergeleri(niz) pratikteki yaşamımızı belirleyen kavramlar. Özel okullar, proje çocukları/sokak çocukları, sosyal/aile çevreleri vs. defalarca yazılıp çizildiği için burada tekrar belirtmeyeceğim. Bu nedenle bembeyaz bir dünya oluşturmanız ve hiçbir şey için geç kalmadığınız kısmını bir kez daha yazmanın bir faydası olacağını sanmıyorum. Ama Burçak Güven’in “Olumlu bakış açısı nasıl geliştirilir?” isimli yazısında yer alan bir paragrafın özellikle iş yeri tedavisinde/tedavilerinde her şeyi açıkladığına inanıyorum ben: “İşimizi, ‘mutluluğun tersi’ olarak görürüz. Oysaki araştırmalar, işlerini zorunluluktan çok, hayat biçimi olarak görenlerin daha mutlu ve başarılı olduğunu gösteriyor. Yani işi, ‘kariyer’ ya da ‘evrenden bize bir çağrı’ olarak görmek, olumlu duyguları körüklüyor.“

Bu noktada Daniş Navaro’nun ikinci tipi “yaptığı işi seven insanlar”ı hatırlatmak isterim. Devamını bir örnekle açıklayabilmek için hemen sorumu soruyorum: Sizce hangi İK profesyoneli 3’lü 5’li yaşlarda “Ben büyüyünce İK’cı olacağım.” demiştir? Bence bizler 5 yaşımızda hedeflerimize gidecek yola çıkmamış olsak da işimizi yaptıkça sevenlerdeniz. En azından büyük bir çoğunluğumuzun ikinci tip çalışan profili olduğunu düşünüyorum ben ve işin optimumunun bu olması gerektiğini savunuyorum. Bence aynı durum savunduğu rollerde aslında mutsuz olduğunu gösterecek kişi/yönetici için de geçerli! İşverenseniz imkanınız daha fazla. Çünkü daha çok seçenekle çalışanınızın bakış açısını iyileştirebilirsiniz fakat patron değilseniz yani siz de aslında işveren gözünde bir çalışan iseniz yapabilecekleriniz haliyle daha kısıtlanıyor. Bu durumda öncelikle bu arabesk kavramların kişinin işinden mi yoksa iş dışı hayatından mı kaynaklandığını öğrenmek gerekli bence. İş dışından kaynaklı rollerde maalesef kişinin izin verdiği ölçüde destek olabilirsiniz ama iş kaynaklı benimsenen arabesk roller için yapılacaklar oldukça fazla. Kişinin sorumluluk alanlarını değiştirmek, biz yerine ben diyebileceği roleplayler geliştirmek, hata yapmayı öğretmek, başarılı olduğu alanları öne çıkarmak bunlardan bir kaçı. Tabi ki yine işin optimum noktasını yakalama amacını kaçırmamak lazım.

Özetle; kendinizi değersiz veya kurban rolleri biçip bir gün sıkıldığınızda ikinci kariyerinize geçebiliyorsanız ne ala! Ama çok sevdiğimiz “Böyle bir şansım yok!”culardansanız neden optimumu denemiyorsunuz?

Bol “değer”li günler,

Merve  

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s