ÜNİVERSİTEDESİNİZ, Bİ’DÜŞÜNÜN :)

kariyerÜretim stajını topuklu ayakkabıları ile yapmak isteyen kuzenimden yola çıkarak yazıyorum bu yazımı. Evet, kendisi bir üniversite öğrencisi ve Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden birinde okuyan, zorunlu stajları olan bir öğrenci. Ancak lise hayatında olduğu gibi üniversite hayatında da hala ne okumak ya da ne yapmak istediğiyle ilgili ciddi tereddütleri mevcut. Haliyle bu durum kariyer planlarına da yansıyor ve üniversite sonrası onu bekleyen iş hayatıyla ilgili tereddütler yaşatıyor.

Şimdi makine mühendisliği, elektrik mühendisliği vb. spesifik bir bölümde okumuyorsanız hayatınızı şekillendirmek tamamıyla sizin elinizde. Yanlış anlamayın lütfen! Hangi bölümde okursanız okuyun hayatınızı, tabiî ki de kararlarınız ve kararlarınız doğrultusunda gösterdiğiniz azminiz belirler. Burada bahsettiğim daha farklı bir durum. Mezuniyet sonrası unvanınızın belli olduğu bölümlerden ziyade işletme, iktisat, endüstri mühendisliği gibi daha genel bir bölümde okuyorsanız iş başa düşmüş demektir.

Mesela; ben iktisat kökenli bir İnsan Kaynakları (İK) çalışanıyım. 1776-Ulusların Zenginliği kitabından insan kaynaklarına geçiş sürecim,  İK alanında çalışmaya vermiş olduğum karar kadar sancılı olmuştu. Sanırım üzerinden yıllar geçse de durum hep aynı kalacak. Yani ne kadar ekmek o kadar köfte :). Şöyle ki; gelecek planlarınıza tek bir sınavın kapı araladığını düşünürsek, 2-4 yılınızın da hayatınızı belirlediği bir gerçek. Bu nedenle ister 1. sınıf ister 4. sınıf ister sınıfı asla belli olmayan “irregular” olun, kara kara da olsa oturun düşünün.

Peki, düşünürken neler yapabilirsiniz?

stajStaj,staj, staj! Dilimizde tüy bitti naylon stajlarınız sizi iş dünyasında da bir naylon yapar demekten. Yani ne istediğini bilmeyen, işini sevmeyen, sabahları uyanamayan, mesai bitimlerinde işten ilk çıkan adam profili… Bu profilin sizin iş arkadaşınız olmasını ister miydiniz? Ya da siz böyle biri olmak ister miydiniz? Günde 9 saatinizi bu ruh haliyle yaşamak inanın hiç keyifli bir şey değil. O 2 yılı ya da 4 yılı bunun için okumayın lütfen. Zorunlu stajınız yoksa kurumlara başvurularda bulunun ya da okuldaki danışmanlarınızdan destek alın. Staj size en kötü haliyle ne istemediğinizi gösterecektir.

Vaktiniz veya imkanınız varsa part-time çalışın! Hatta varsa bölümünüze yönelik bir alanda çalışmak, tabiî ki daha hoş olacaktır. Ama sınırlı sayıda işverenin bu imkanı yarattığını düşünürsek alanınızla ilgili iş bulamamak sizi caydırmasın derim. Para kazanmanın heyecanını yaşamak bir yere part time çalışmalar da size ne istediğinizi bulmanıza yardımcı bir etken olabilir. Ben insan kaynaklarını seçerken garsonluk yapıyordum. Ne alaka değil mi? Ama çalıştığım sırada “Neden maaşlar düzensiz?”, “Kime göre, neye göre ödeme yapılıyor?”, “Neden çalışanlar arası bir etkinlik yapılmıyor?”, “Neden sirkülasyon çok fazla?” vb. soruları sormak insan kaynaklarının içerisine kendini belli etmeden sokuşturmuştu beni. Ayrıca okul kütüphanesi veya proje çalışmaları da part-time çalışma için ideal olabilir. Ya da bir organizasyon ajansına yazılarak anketörlük, promotörlük gibi küçük işler de bulabilirsiniz. Nereden neleri sevme ihtimalinizin olduğuna siz bile şaşıracaksınız, inanın!

– AGH ve Gençlik Değişim programlarına katılın. Ulusal Ajans’ın (www.ua.gov.tr) desteklemiş olduğu bu programlar sayesinde yurtdışında çalışma veya kısa süreli eğitimlere katılma fırsatınız olabilir. Avrupa Gönüllü Hizmeti (EVS ya da Türkçesi AGH olarak bilinir.) özellikle pek çok farklı ülkede farklı deneyimler yaşayabileceğiniz ve üzerine cüzi bir miktar da olsa para kazanabileceğiniz bir program. Ve %100 olarak devlet destekli. Gençlik değişim programları ise genellikle daha kısa süreli olup AB projeleri kapsamında verilen eğitim, çalıştay vb. içeriğe sahiptir. Tüm masraflarınızın %70’ini karşılar. Yani pek çok konu da maddi nedenler bahane edilebilir ancak devlet destekli çoğu çalışmaya da herhangi bir maddi götürü olmadan dahil olabilirsiniz.

erasmusErasmus’u atlayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz 🙂.  Herkesin bir Amerikan Rüyası ya da İngiliz aksanına hayranlığı var. Ve bu eğitime de yansımış durumda. Pek çok kişi ABD veya İngiltere gibi gelişmiş ülkeler dışında karşısına çıkan fırsatları elinin tersiyle reddediyor. Oysa olay biraz ders, biraz kültür biraz network. Yani Papua Yeni Gine de bile olsa Erasmus imkanınız varsa koşarak gidin lütfen. Farklı bir kültürü tatmak, orada yaşamak ve bireysel hareket etme yeteneğinizi geliştirmek hem sizin özgüveninizi arttıracak hem bakış açınızı değiştirecektir. 

Okul kulüpleri ve/veya öğrenci dernekleri. Okuldaki en sevmediğiniz kişilerin bile orda olması sizi ne sinir etsin ne de kendinizi yabancı gibi hissettirsin. Siz de o okulun bir öğrencisisiniz ve her imkanından yararlanmak sizin de hakkınız. Ayrıca fena mı? Çeşitlilik iyidir. Aiesec gibi uluslar arası öğrenci toplulukları veya bölüm kulüpleri sizi çok ileriye taşır. Üç beş farklı karakterdeki arkadaşınızdan ne çekinin ne de bu noktada tembellik edin derim.

Bir hobi bulun. Arkadaş sohbetleri ve dersler dışında kalan zamanı ders çalışarak veya TV izleyerek geçirmek sizi hayattan keyif alma noktasından uzaklaştıracaktır. Üniversite yıllarımda dans kursları çok popülerdi. Şimdi neler popüler peki? 😉 Lütfen zamanım hiç yok diye hayıflanmayın. Edineceğiniz bir hobi veya geliştireceğiniz mevcut hobiniz, sizin stresinizi atmanıza ve gerek zaman gerekse okul açısından verimliliğinizi arttırmanıza yardımcı olacaktır.

Tüm bunlar yoğun ve hareketli bir yaşamı getirdiği aşikar. Hatta bazen o kadar zamana bu kadarını nasıl sığdıracağım diye düşünebilirsiniz. Bu nedenle kendiniz için kendi saatlerinizi kendiniz belirleyin. Size bu yazıyı bir Cuma gecesi saat 02.26’da yazıyorum mesela. Bu da benim verimlilik saatim. Eğer Cumartesi sabah bu yazıyı yazmaya çalışsaydım yine son noktanın konulacağı saat Cumartesi gece olurdu. Dediğim gibi benim sistemim bu :). Peki, sizin sisteminiz ne? Okulunuzun ders saatlerini değiştiremezsiniz ama çalışma alanlarınızı /çalışma saatlerinizi siz seçebilirsiniz. Bunu belirleyebildiğiniz takdirde size daha çok zaman kalacak ve o zamanı daha etkin kullanabileceksiniz.

Ortalarından Y kuşağını yakalayan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, iş dünyası bizim ne istediğimizi bilmeden yetiştiğimizin farkında! Ancak mülakatlarda sorulan “Neden bu bölümü seçtiniz?” ya da “Neden bu alanda çalışmak istiyorsunuz?” sorularına “Pas” demek yavaş yavaş tarih oluyor bilesiniz. Çünkü teknolojik bir çağda tüm imkanların rahatlıkla sağlanabildiği bir ortamda sizin bu soruyu pas geçmeniz; koşullarınızdan değil sizden kaynaklı olarak görülüyor artık. Hadi o zaman bi’düşünün! 😉

Bol “değer”li günler

Merve Karaalioğlu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s