TÜKENMİŞ ADAYLAR

Herkese mutlu hafta sonları… Hafta içi Thomas Türkiye Blog’ta yayınlanan yazımı bugün daha detaylı olarak paylaşacağımı belirtmiştim. Aslında bu yazıyı yazmamın ana nedeni Tükenmiş Yetenekler yazımı paylaştıktan sonra gelen yorumdu. Twitter duvarımda yer alan “Bir de iş aramaktan tükenenler var tabi. Sayıları da hiç azımsanamayacak kadar çok!” yorumundaki yorgunluk, sitemkarlık, umutsuzluk vb. hisler beni bildiklerimi paylaşma zamanının olduğunu düşündürttü. 

emre kavukçuoğluTwitter demişken, yaklaşık 2 hafta önce Emre Kavukçuoğlu, yan taraftaki grafiği paylaşarak bir önceki yıla göre Türkiye’de işsiz sayısının %11, istihdam edilenlerin sayısının da %0,2 arttığını dile getirmiş, aynı zamanda genç nüfus işsizlik oranının da %20 olduğunu belirtmişti. İşsizlik Türkiye’nin ciddi anlamda bocaladığı bir konu olduğunu zaten biliyoruz, ancak genç nüfusun bu kadar yoğun olduğu bir ülkede %20 oranında atıl kalan bir insan kadrosundan bahsedilmesi içler acısı bence. Bir diğer içler acısı olan konu da rekabet etmek zorunda kalan genç bir kitlemizin olması. Evet, rekabet etmek zorundasınız, zorundayız çünkü arz edilen ile gelen talepler arasında maalesef ciddi bir uçurum söz konusu. Peki, bu uçurumdan sağlıklı bir şekilde kurtulabilmek için hangi evrede neler yapılabilir?

Hala öğrenciyseniz; 

öğrenciBence en şanslı kadrosunuz diyebilirim. Hatta yeniden öğrencilik dönemimi yaşamayı isteyecek kadar şanslı olduğunuzu düşünüyorum ;). Şaka bir yana hala “Ama ben bir ODTÜ’lü veya Boğaziçi’li değilim.” diye içinizden geçiriyorsanız kendinizi boşuna üzüyorsunuz. Önemli olan sizin okuduğunuz yılları nasıl geçirdiğiniz. Yaptığınız stajlar, üye olduğunuz kulüpler, görev aldığınız dernek faaliyetleri, yarım dönem gittiğiniz erasmus veya exchange programları, imkanınız var ise work & travel maceranız, yazın yapmış olduğunuz promotörlük, anketörlük, garsonluk gibi kısa süreli çalışmalar siz mezun olmadan size ciddi bir tecrübe hediye eder. Bu nedenle en şanslı kadro sizsiniz, sakın sızlanmayın ;).

Yeni mezun olmuşsanız;

yeni mezunÖncelikle geçmiş olsun, finallerinizden, sınav streslerinden, sabaha kadar kahve içerek ayakta durmaya çalışan bünyenizden kurtuldunuz ;). İş hayatına artık son bir adımınız kaldı. Ne istediğinize karar verdiyseniz süreciniz daha kolay. Çünkü çoğu firma belirli dönemlerde yeni mezun ilanları yayınlar. İlk olarak onlardan başlayın. Genellikle toplu yeni mezun alımları Nisan veya Eylül aylarında oluyor. Bu nedenle özellikle bu dönemlerde her iş portalında (kariyer.net, yenibiris.com, secretcv.com, cvyolla.com vb.) ve aynı zamanda Linkedin’de özgeçmişiniz güncel olsun derim. Bir diğer seçenek de genel başvuru ilanlarına başvuruda bulunmanız yönünde. Ayrıca beğendiğiniz kurumların İK mail adreslerine de güzel bir ön yazı ile başvuruda bulunmayı unutmayın bence. Emin olun, İnsan Kaynakları çalışanları olarak tüm başvuruları değerlendiriyor, tüm ön yazıları detaylı olarak okuyoruz. “Hala ses çıkmıyor ama.” demek yok, bugün olmasa bile yarın uygun bir pozisyon olması durumunda iletişime geçiyoruz ;). Bu nedenle akılda kalıcı bir ön yazı, net bir kariyer hedefi bizim işimizi de sizin işinizi de daha kolaylaştırır.

Gelelim tecrübe sahibi olup istediği sonucu elde edemeyen “Tükenmiş Adaylar”a…

İlanlara başvuruda bulunuyor ancak dönüş alamıyorsanız; 

olumsuz başvuruBirincisi özgeçmişinizle başvuruda bulunduğunuz ilanın özellikleri örtüşmüyor olabilir. Şöyle ki; siz muhasebe geçmişi olan biri olarak satış pozisyonuna başvuruda bulunuyorsanız ve pozisyonda 2 yıl tecrübe aranıyorsa dönüş alamama ihtimaliniz oldukça yüksek. İkincisi portalların arka planında ciddi bir tarama mekanizması mevcut. Eğer siz İzmir’de oturuyor ancak İstanbul’da bir iş ilanına başvuruda bulunuyorsanız, başvuruda bulunduğunuz kurum da yoğun işe alımlar yapması nedeni ile tarama yaparak aday havuzu oluşturuyorsa özgeçmişinizin görüntülenmeme ihtimali de oldukça yüksek. Bu nedenle başvuruda bulunduğunuz ile ait bir özgeçmişiniz olması size avantaj sağlar. Üçüncü durumumuz görev tanımları ile ilgili. Özgeçmişinizde sadece çalıştığınız kurumlar ve unvanlarınız değil, detaylı görev tanımlarınız da yer almalı. Kısa kısa bahsettiğiniz sorumluluklarınız sizi anlamak açısından daha kolay olacaktır. Ayrıca özgeçmişinizde yer alan fotoğraflar, ilginç mail adresleri (devilgirl92@datdatdat.com vb.), kullanılmayan telefon numaraları ya da senli benli anlatımlar (“Patron çok kötüydü, benim de tepem attı işten ayrıldım.” vb. cümleler…) sizi %20’lik nüfusun içerisine hızla itekler.

Ayrıca spesifik bir ilana başvuruda bulundunuz, ilanın özellikleri ile niteliklerinizin uyuştuğunu düşünüyorsunuz ancak halen dönüş almadınız… Başvurduğunuz kurumu arayın. Kendinizi tanıtıp “X ilanınıza Y tarihinde şu portaldan başvuruda bulundum. Başvurum hakkında bilgi almak istiyorum.” demek sizin en doğal hakkınız.

Mülakatlara çağırılıyor ancak olumlu sonuçlandıramıyorsanız; 

olumsuz mülakatBu işte bir iş var! Bizler bir pozisyona en uygun adayı yerleştirmeye çalışırız. Bunun için kişinin özgeçmişi dışında kendini ifade etmesi, kurum kültürüne uyum gösterip göstermeyeceği, hali tavrı yani özgeçmişi dışında da aldığı her nefesin yönü de bizim için önemlidir. Bu nedenle bu işte bir iş var. Bahsettiğim nokta özgeçmişinizdeki somut veriler değil. Yani eğitim bilgileriniz, deneyim süreniz, görev tanımınız, ücretiniz, beklentiniz vb… Bunlar somut verilerdir. Kurumun ücret scalası dışında bir beklentiye sahip olmanız nedeni ile elenmiş olabilirsiniz, yurtdışı eğitimli veya daha fazla deneyime sahip olan bir aday ile anlaşma yoluna gidilmiş olabilir. Bu noktaya maalesef çok fazla müdahale edebilme şansınız yok. Ancak sizinle eşdeğer deneyime, beklentilere veya eğitime sahip bir adayın o işi kaptığını öğreniyorsanız ve her defasında bu durum ile karşı karşıya kalıyorsanız kendi kendinize ayna tutma zamanı gelmiş demektir.

Bilirsiniz bunu-çok fazla yerde lafı geçer, dağınık saç – sakal, temiz olmayan / uyumsuz bir mülakat kıyafeti, kötü koku, abartı makyaj vb. durumlar size güzel bir başlangıç sağlamayacaktır. Bu nedenle görüşmede söyledikleriniz kadar görüntünüzdeki özen size artı puan kazandırır. Gelelim mülakat aşamasına… Kendinizi anlatın ile kendinizi övün arasında ince bir çizgi mevcut. Aradaki sınırı lütfen unutmayın. Ayrıca eski deneyimlerinizdeki veya son işyerinizdeki yerden yere vurduğunuz göreviniz veya yöneticiniz mülakat sırasında size anlık olarak rahatlatma yaşatsa da bu tavrınız eksi olarak geri dönebilir. Bir diğer konu da hiçbir kapıyı çarparak çıkmamanız gerektiği ile ilgili. Artık referans kontrolleri en az mülakatlar kadar önemli. Bu nedenle her zaman referansınızın sizin hakkınızda olumlu konuşabileceği bir şekilde el sıkışarak ayrılın ya da ayrılma girişiminde bulunun derim ben. “İş işten geçti, bir önceki işimden oldukça kötü ayrıldım.” diye düşünüyorsanız da bunu mülakatta sakin bir şekilde aktarabilirsiniz. Olmasaydı daha iyi olurdu tabi ama her zaman muhteşem bir son yaşayacaksınız diye bir kural yok.

“Buraya kadar hepsini yaptım, ama yine de olumsuz dönüşler alıyorum.” diyorsanız mülakatta kendinizi ifade etme sıkıntısı yaşıyor olabilirsiniz. “Ben sosyal bir insanım, ifade problemim yok.” Deyip geçiştirmeyin lütfen. Kendimize ayna tutuyoruz şu an ;). Mülakatı yapan kişinin söylediği bir sözü veya hareketi, bulunduğunuz toplantı odası vb. bilinçaltınızda kalan sizin geçmişte yaşadığınız ve korkularınızla bağdaştırdığınız bir olayı tetiklemiş ve kendinizi net ifade etmenize engel olmuş olabilir. Bunun da çözümü var, hatta Psikolojide buna “Trigger Effect” deniyor. Çivi çiviyi söker mantığıyla sizde olumlu duygular uyandıran bir tetikleyici bulmanız yeterli. Bu, yaşadığınız bir an olabilir veya yanında mutlu hissettiğiniz bir insan. O insanı yanınızda hayal edin ya da mülakata başlamadan önce o mutlu olduğunuz anı hissedin. Sahne korkusu yaşayan pek çok sanatçı kuliste bunu yapıyor. Sizin kulisiniz de o mülakat odası. İçinizdeki pozitif enerjinizi ortaya çıkartacak tetikleyicinizi her zaman yanınızda taşıyın. İnanın faydasını göreceksiniz.

Son bir notum daha var. Elinizden gelen her şeyi yaptığınıza eminseniz ve yine olumsuz dönüş aldıysanız açın İK departmanına bir telefon ve neden olumsuz sonuçlandığını sorun. Size en doğru cevabı görüşmeyi yapan kişi verecektir. Belki duyacaklarınız hoşunuza gitmeyebilir ama bir sonraki deneyiminizde sizi neyin başarılı yapacağına yön verebilir.

İş dünyasında ikinci bahar yaşamak istiyor ama nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız; 

ikinci kariyerİkinci bahar demek aslında bir kez daha sıfırdan başlamayı göze almak demek. Bu nedenle ilgilendiğiniz ilanlara başvuruda bulunurken maddiyat ve unvanı ikinci plana almalısınız bence. 10 yıllık bir iş tecrübeniz varsa ve yeni bir alanda çalışmak istiyorsanız unvanlara değil görev tanımlarına odaklanmalısınız. Bir diğer konu da tıpkı yeni mezunlar gibi sizin için de ön yazının önem teşkil etmesi. Ön yazınızda yaptığınız değişikliğin nedenini ve başvurduğunuz pozisyona olan istekliliğinizi ne kadar net dile getirirseniz mülakata çağırılma ihtimaliniz o kadar yükselir.

Ayrıca ikinci bahar size adım atılmasını bekleyeceğiniz bir aşama değil. Yani sürekli adım atan, yeri geldiğinde emekleyip yeri geldiğinde koşan siz olmalısınız. Bu nedenle iletişim sizin vazgeçilmez bir parçanız olmalı. Sosyal medyayı sonuna kadar, sömüre sömüre kullanmalısınız bir kere. İlgi duyduğunuz alanla ilgili sosyal mecralardaki tüm gruplara üye olun. Ara ara yapılan tartışmalara katılın, yazılanları beğenin, yaptıklarını takdir ettiğiniz kişilere bir mail atın. Dedim ya sosyal mecraları sonuna kadar sömürün. Ayrıca dernekler, kulüpler, zirveler, öğrenci organizasyonları vb. etkinliklere mutlaka katılın derim. Orada tanıştığınız bir kişi bile size mucizeleri getirebilir. Unutmayın, araştırmalarda ulaşmak istediğiniz insan ile aranızda yalnızca 6 kişi olduğu söylenir. Ve o insan bir gün geldiğinde “Bizim kurumda şöyle bir pozisyon açılacak. Daha ilana çıkmadık. Olur olmaz bilmiyorum ama yöneticimle/müdürümle tanışmanı isterim.” cümlesi ile karşılaşabilirsiniz. Bu mucize değil, tamamıyla sizin çabanızdır ;).

Düşünürsek Türkiye ikinci kariyere rahatlıkla fırsat veren bir ülke değil maalesef. Bu inancınızı kırmasın lütfen, sadece kendi alanınızda iş aradığınız dönemden daha fazla çaba sarf etmeniz gerekiyor. Bunu bilerek yola çıkarsanız daha güçlü olur, sürecinizi daha kolaylaştırmış olursunuz;). Kendinize inanmanız en önemlisi ve şu yukarıda saydıklarımdan emin olun daha değerli.

İş arama süreci, hangi yaşta ve deneyimde olursak olalım, zor bir süreç. Yukarıda elimden geldiğince bu süreç ile ilgili arka planda karşılaşabileceğiniz engelleri pozitife çevirebilecek durumlar paylaştım. Faydalı olması dileğiyle…

Bol “değer”li günler,

Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s