TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ

toplum mühendisliği“Toplum Mühendisliği”… Ne güzel bir kavram. Aslında kongrede ilk katılabildiğim oturum olan Prof. Dr. Heike Bruch’ın anlattıklarıyla yazılarımın açılışını yapacaktım ama Hürriyet’te gördüğüm Evrim Kuran’ın röportajı fikrimi değiştirip beni bu yazıyı yazmaya sevk etti. Evrim Kuran’ı İK dünyasında tanımayan yoktur. Hatta Ayşe Arman ile Gezi olaylarında iki dev röportaj yapmış ve Ayşe Arman’ı oldukça motive etmiş olacak ki bugün tekrar bir röportajına daha yer vermiş kendisi. Röportaj içeriği siyaset ve gençler hakkında ama röportajın bir parçasında toplumdan, toplum mühendisliği yapılarak “ötekileştirme çabası”ndan bahsediliyor. Benim de aklıma zirvede Bekir Ağırdır’ın “Toplumumuzu Tanıyor muyuz?” oturumu geldi. 

Bekir Ağırdır da toplumsal dönüşüm üzerinden siyaset ve İK’yı kapsayan bir sunum yapmıştı bize ve tüm oturum boyunca toplumun mevcut dinamiklerinde aktörler üzerinden hareket etmenin artık bittiğini altını çize çize anlattı. Ne demek bu cümle? Geçmişte tek tip yönetimin getirisi ile beraber “Patron öyle dedi.”, “Müdür bunu istedi.” yerine (yani aktörler üzerinden konuşmak, hareket etmek yerine) meseleler üzerinden hareket etmek demek! Daha da detaylandırmaya çalışırsak burada tek tip yönetim modelinden bahsediliyor. Ve tek tip yönetimin artık geçerliliği kalmadığı, devrin farklılıkları yönetme devri olduğu işleniyor. “Siyaset yönetimi ile şirket yönetimi aslında birbirine o kadar benziyor ki!  “Toplum” yerine “şirket” kelimesini “halk” yerine “çalışan” kelimesini koyun; aslında tüm yaşanılan sorunlar aynıdır.”  diyor Bekir Ağırdır… İnce zekaya hep hayran kalmışımdır, bu oturumda da aynısını hissettiğimi söyleyebilirim. Yani siz hangi düşüncede olursanız olun; şu anda siyasi olarak görüşlerinizin uyuşmadığı ya da toplumsal olayların yaşandığı durumun aynısı şirket yönetimi içerisinde de yaşabilirsiniz, yaşayabiliriz. Toplumu tek tip sanarak “ötekileştirme” çabası içerisinde yapılan yönetim sizi başarısızlığa götürecektir. Bu durum şirketler içerisinde henüz birebir yaşanmamış olabilir ama yapılan araştırmalar (ki kendisi bu konu üzerinde 41 aydır her ay 1 araştırma yaptıklarını dile getirdi) gelecek dönemlerde muhtemel olarak bu sorun ile karşılaşılacağını gösteriyor.

En önemli nokta ise; şirket yönetimindeki farklılıkları aynı çatı içerisinde yönetebilme becerisinde İK’nın rolünün oldukça büyük olması. Bekir Ağırdır, Peryön’ün gerçekleştirdiği kongrede olduğu için bizden örnek vererek ilerlemişti: “Peryön’e üye olmak da bir aidiyet, etnik yapılara sahip olmak da bir aidiyet. İş yönetirken de, müşteriyi tanımlarken de bu aidiyeti korumak lazım. Bu farklılıkları görmek, yönetmek, nötr davranmak lazım.” İşte İK’nın can alıcı noktası burası bence: Nötr davranmak! Eğer kültürel kodlar dikkate alınarak modifikasyonlar yapılırsa, etnik değerler çerçevesi içerisinde insan kaynağının yönetimi sağlanırsa sorun çözülmüş oluyor.

Bol “değer”li günler,

Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s