İŞ HAYATINDA DUYGUSAL ZEKA (EQ)

iq-eqBeki İkala Erikli ismini hiç duydunuz mu bilmiyorum. Kendisinin melekler üzerine yazdığı pek çok sayıda kitabı, melekler üzerine verdiği pek çok eğitimi vb çalışmaları var. Başta “Nasıl yani!” hissi hakim oluyor melekler ve sürekli pozitif olan bir insan tarafından yazılan yazılar için ;). Ancak özgeçmişine baktığınızda vardır bir bildiği diyorsunuz ve başlıyorsunuz okumaya… Ben ilk olarak “Meleklerle Yaşamak” isimli kitabı okumuştum. İncecik bir kitap zaten, bir çırpıda bitiriyorsunuz. Okumaya başladığımda kitabın ön sözünde “İnanmıyorsanız bile deneyin, ne kaybedersiniz?” yazıyordu, ben de aynen öyle yaptım. Söylediği şeyleri hayatıma uygulamaya başladım, hatta bazı arkadaşlarım için de yapıyorum. Sonuç genelde olumlu çıkıyor. Şu anda da “İş Hayatında Melekler”i okuyorum. İş yaşamı kitaplarına bayılan biri olarak bu kitap benim için daha ilgi çekici haliyle ;). Henüz başladığım için yorum yapmak erken ama ön sözündeki hikaye oldukça ilgimi çekti.  Ve bu da beni klavyeye uzanmaya, sizlerle paylaşmaya doğru tetikledi.

“İş Hayatında Melekler” kitabının ön sözünde sezgilerine güvenen yöneticilerin başarısından bahsedilmekte. Hatta ilgimi çeken o iki cümleyi aynen aldım: “Bence bilge başkan yardımcısı, aslında yenidünyadaki yöneticilerin sadece rakamlarla sonuç almalarının yeterli olmayacağını biliyordu. İçsel rehberliklerini kullanabilen yöneticilerin dünyasına doğru gittiğimizin farkındaydı o.”  Bu sözlerden sonra aklıma bugün HT Kariyer’de yayınlanan Türker Baş’ın röportajı geldi: “Dugusal Zeka sıradan insanı lider yapıyor.”

Nedir bu Duygusal Zeka (EQ)? Son dönemin vazgeçilmez popüler kavramı olmakla birlikte (yapılan araştırmalarda) etkin liderlik için analitik zeka (IQ) dışında kişide olması gereken bir kavram. Wikipedia tanımıyla da, bir insanın kendisine veya başkalarına ait duyguları anlama, sezinleme, yönetme ve yönlendirme yetisi, kapasitesi ve becerisinin ölçümü.

Hmmm… Bloggerlar olarak onca yazı yazdık ya da okuduğumuz kitaplarda/dergilerde karşılaştık. Ya daaa pek çok profesyonel kendi yaşamlarından kesitleri bizle paylaştılar, dinledik. Hep aynı şeyi söylüyorum ama mesela Mehmet Kocabaş’ın “İnsanlar kurumlarından değil yöneticilerinden ayrılır.” demesi gitmiyor kulaklarımdan. Çünkü bir çalışan olarak sadece IQsunu kullanan bir yönetici ile çalışmak yerine EQ’sundan da beslenen bir lidere raporlamak daha heyecan verici oluyor. (Kişi kendinden bilir işi!). Ya da empati yaparsak tam tersi: Sizi anlamayan, üst yönetime hazırlayacağınız raporun eksiksiz ve hatasız olması gerektiği için gerginliğinize anlam veremeyen bir çalışanın sağladığı verilere nasıl güvenebilirsiniz ki?

Bu nedenle IQ’su yüksek olan liderler/çalışanlar dışında EQ’su da olan liderleri/ çalışanları işe almak, ya da mevcut çalışanlarınız/ liderleriniz için EQ ölçümüne ve gelişimine yönelik çalışmalar yapmak sizin verimliliğinizi arttıracaktır. Burada Türker Baş’ın röportajından devam etmek istiyorum: “Uzmanlara göre şirketlerin profesyonel yetkinlik kadar duygusal olarak da gelişmiş yöneticilere ve çalışanlara sahip olması şu faydaları doğuruyor: Güven ortamı, açık ve rahat iletişim, kişisel değil, işe ve sonuçlara odaklı diyaloglar geliştirme ve hızlı sonuç alma. Herkes kendi sorumluluğunun farkında olduğu için yüksek verimlilik. İletişim ve performans yönetimi sayesinde aynı hataların tekrarlanmaması.”

Bence noktayı koyma zamanı geldi yukarıdaki alıntı cümlelerden sonra ;).

Bol “değer”li günler,

Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s