YETER Kİ KAYBETMEYELİM!

YETER Kİ KAYBETMEYELİM2 Türkiye artık ciddi bir iş pazarı. Devasa kurumların ve devasa projelerin olduğu, yurt dışı firmalarının şube veya ortaklık kurmak için çabaladığı bir piyasaya sahip. Neden Türkiye peki? Çünkü genç nüfusumuzun çok olması ile envai çeşit çalışan profiline ve ciddi anlamda çalışkan bir profile sahip olan bir ülkeyiz. İlgi çeken bir ülkeyiz, değişen bir ülkeyiz ancak daha da değer kazanabilmek için atlamamamız gereken bir nokta var: Çalışanlarımız… Yapmış olduğumuz mülakatlar sadece bizim aday seçmemiz için değil, adayların da bizi seçmesi için bir fırsat yaratıyor. Ancak adayımız bizi seçip çalışanımız olduktan sonra da iş bitmiyor…

Son iki gündür kurumum ve grup şirketlerinin olduğu toplantılar yaptık ve tüm toplantı boyunca paylaşılan cirolar, insan kaynağı, yatırımlar vs dışında aklımda bu cümle çınlayıp durdu: “Yeter ki Kaybetmeyelim!”. Ben bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum çünkü kurum olarak “kaybetmemek” için tüm ilgi ve potansiyelimizi sonuna kadar kullanabilme yetkisine sahibiz. İşte değinmek istediğim nokta bu. Bir aile olabilmek için illa ki aile firmasında çalışmanız gerekmiyor. Çünkü aile demek kan bağı demek değil sadece. Sizin projelerinize, işinize, çıktınıza değer katan her bir bireyi aileniz gibi görmek, onlara ailenize davrandığınız gibi davranmak ve değer katmak işin püf noktası. Yaşadığımız toplumda bireylerin öncelikleri çoktan değişmiş durumda. Bir adaya teklifte bulunurken onların clampslerine uygun olarak hareket ediyor olabilirsiniz ancak uzun vadeli çalışarak ortak hedef yaratmak istediğiniz çalışanınız için paradan çok daha önemli konular ön plana çıkıyor. Clampsleri yazarken de bahsetmiş olduğum gibi herkesin öncelikleri farklı tabi ki ancak bireylerin öncelikleri ile kurum hedeflerini tutturmak da, biraz İK departmanlarına ve üst yönetim ya da işverene düşüyor. Yani senelerdir sizinle beraber olan çalışanınızın çözemediği bir konu için işe aldığınız kişiyi 2 ay içinde değerlendirmek, ailesi ile zaman geçirmek isteyen birini “iki kat maaş veririz” mantığıyla uzun ve sık seyahatlere zorlamak ya da ne bileyim kilit noktalara yerleştirdiğiniz çalışanlarınızı bu kilidin açılmayacağına dair güven vermeden sürecin en ince ayrıntısına kadar dahil olmak onları sizden uzaklaştıracak ve aynı zamanda sıklık derecesine göre kurumunuzun marka değerini de düşürecektir.

Sonuç aynı… İster 10 kişilik bir aile olun isterseniz 10 profesyonel iş ortağı olun, süreç her iki yapılaşma için de değişmeyecek. Aldığınız işler ya da ürettiğiniz çıktılar tamamen çalışanların performansına bağlı olacaktır. Bu nedenle elde ettiğiniz çıktılarınız yerine, aslında en önemli kaynağınız insanlardır. Kaybetmeyin onları… Ve lütfen unutmayın, onlara verdiğiniz değeri (sayısal olarak olması şart değil manevi olması da yeterli olacaktır) gösterebildiğiniz takdirde, kurumunuz da çalışacaktır…

Bol “değer”li günler,
Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s