MEZARLIKTAKİ EN ZENGİN ADAM

Garip bir başlık farkındayım ve bu bir şarkı sözünün kelimeleri. Şarkının adı (veya nakaratı, tam bilmiyorum) “ben mezarlıktaki en zengin adam olmak istemiyorum”. Şarkıyı söyleyen ve yazan kişi aynı, Kanadalı yaşlı bir amca. 50 yaşında “yeter be!” deyip yöneticilik pozisyonundan ayrılmış ve kendini sokakta şarkı söylerken bulmuş. Kanada’da da yıllarca en iyi sokak çalgıcısı seçilmiş… Bu hikayeyi neden anlattım, bir düşünelim mi? Bahsettiğim amcanın adı Ben Kerr. Kendisi yıllarca iş özel hayat dengesini kuramamış, iyi bir firmada üst düzey bir pozisyonda çalışmasına rağmen yaptığı işi hiç sevmemiş, ciddi paralar kazanırken de mutlu olduğunu hissetmemiş. Koskocaaa bir 50 yıldan bahsediyoruz. Ortalama 20 – 25 yaşlarında işe başladığını düşünürsek 25 yıldır mutsuz ve yoğun geçen bir çalışma yaşamı demek bu! Aman Tanrım! Bence çok korkunç, sizce de öyle değil mi?

mezarlık1“İş – özel hayat dengesizliği”nin ve “sevmeden yapılan iş”in insanlara neler yaptığına bir bakın. Bu konu gerçekten çok önemli ve hassas bir konu aslında. Üstelik sadece çalışanlarınız için değil, sizin için de geçerli bir konu. Biz her ne kadar “n’apalım iş çok.” diyerek tercihimizi yapmış olsak da; günümüz toplumunun geçimimizi sağlayabilmek için çalışmamızı emretmesi, hayatımız ile işimiz arasında tercih yapmamızın gerektiği anlamına gelmiyor. Hadi seçim yaptık diyelim; seçtiğimiz şeyin getirileri de pek iç açıcı değil: mutsuz eş, ilgisiz / kopuk çocuklar, sıfır sosyal eğlence, huzursuz bir “siz”  vb. Paranın karşılığı bu olmamalı, öyle değil mi? Aristo, “parayla yapılan işler aklı kuşatır ve mahveder” demiş. Mahvedilen bir yaşamın insan ömrüne ne gibi bir yararı olabilir ki? Bu nedenle uzmanlar severek yapılan işin öneminden, daha iyi bir hayat bahşettiğinden ısrarla ve klişece bahsediyorlar. Klişe ama gerçek… Etrafınızdaki “işini severek yapan tayfa”ya bir bakın: daha heyecanlı, meraklı, öğrenmeye istekli, pozitif ve sürekli gülümseyen… Sizin gibi sabah ayakları geri geri basarak işe gelmemişler, değil mi?  Neden siz de buna sahip olmayasınız? Bununla ilgili neler yapılabileceğine dair ben, blogger arkadaşlarım, yazarlar, gazeteler, sunucular defalarca yazdı, program yaptı ve halen hepsi devam ediyor. Bu nedenle detaylandırmayacağım.

mezarlık2Ben’in diğer “yeter be! konusu” da yine bilindiklerden: Dengesizlik… Her şeyin fazlası zarar diyerek büyüten bir toplumdan geldiğimize göre, çalışmanın da fazlasının hem size hem de etrafınıza zarar verebileceğini yadırgamamız lazım :). İşinizde “n’apalım iş çok” çalışma stiline sahip olsanız da, uzmanlar işkoliklik yerine “tatilkolik” olmayı tavsiye ediyorlar. Tatilkolikten kastım, işten kaytarmak, sürekli izin kullanmak, hasta taklidi yapmak vs. değil. Hafta sonu tatillerinizi, yıllık izinlerinizi verimli kullanmak… 1 haftalık tatiliniz varsa işinizle ilgili önemli konuları arkadaşlarınıza aktarmak ve tatilde yanağında cep telefonu iziyle yanmış bir yüze sahip olmamak. Bu şu açıdan çok önemli: Tatil insan bedenini ve zihnini dinç tutuyor ve yaptığınız işe tatil sonrası daha konsantre sarılmanızı sağlıyor. Yani iş çıktısı daha kaliteli. Şöyle söyleyeyim; ABD’de 35-57 yaş aralığındaki erkekler (neden sadece erkeklere yapmışlar bilmiyorum) üzerinde yapılan bir araştırmaya göre yıllık izinlerini verimli kullananların kullanmayanlara oranla erken ölüm tehlikesi %21 daha az olduğu ortaya çıkmış. Bu nedenle “bensiz yapamazlar”, “o işin o zaman bitmesi lazım” vs. bahaneleri uzaktan dahil olduğunuz işinizdeki veriminize ve yaşam standardınıza katkıda bulunmayacaktır. Yani en güzeli, işi işte tatili tatilde yapmak… Hem dinlenmek gerektiğini ara ara hatırlamak çok önemli. Bu illa ki alacağınız 1-2 haftalık bir izin demek değil. Hafta sonu aktiviteleri ya da hobileri de sizi dinlendirecektir. Ne bileyim, ailenizle pikniğe gitmek, evde resim çizmek, kursa gitmek vs. bile sizin yaşam dengenizi korumanızı sağlayacaktır. Çünkü bedeniniz sevdiğiniz aktivite sayesinde dinlenmiş olacak, kendinize ilgi alanınız çerçevesinde edindiğiniz hobiniz yaratıcılığınızı arttıracaktır. Emin olun, bunun bile iş çıktılarına etkisi dinlenmemiş halinizden oldukça fazla.

“İş hayattaki en önemli şeydir, ama bir kısmını da yarına saklamalıyız.” demiş Don Herold. Siz ne dersiniz? 😉

Bol “değer”li günler,

Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s