EVDE ÇALIŞMA DİSİPLİNİ

Home ofis çalışma sistemi Avrupa’nın yanı sıra Türkiye’de de yaygınlaşmaya başlamış durumunda. HP dışında öncü firmalardan birini Siemens olarak gösterebiliriz ki, daha önce yazmış olduğum bir yazımda bunu paylaşmıştım. Aslında sadece HP, Siemens değil çoğu ulusal/uluslar arası kurumun, favori çalışma stili olarak iş hayatında belirgin bir yer kaplıyor. Mesela Global Bilgi’deki bazı müşteri temsilcileri de haftada 45 saat ayaklarını uzatarak çalışabiliyormuş ;). Ayrıca kamu sektöründe de Yalova Belediyesi çalışanlarının %70’inin evden çalışma sistemine geçtiğini okumuştum.

Tabi home ofis her ne kadar yaygınlaşan bir çalışma stili olsa da tartışmalar da hararetli bir şekilde devam ediyor şu günlerde. Üstelik sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da… En son geçen gün okumuş olduğum bir yazıda evden çalışanların %43’ünün TV izlediği, %35’inin temizlik yaptığı,%28’inin yemek pişirdiği, %26’sının “kestirdiği”, %24’ünün alkol aldığı ve %20’sinin ise oyun oynadığı paylaşılmıştı. Gerçi tüm bu araştırma sonuçları Amerikalılardan bir alıntı. Ancak kültür farkının dahi çok fazla değişeceğini sanmıyorum bu konuda :). Bir arkadaşım “Mouse’u kıpırdatmadığımızda bile masa başında değilmişiz gibi algılanıyoruz.” demişti. Yani evden çalışanlara karşı işverenlerde güvensizlik duygusu hakim. Ayrıca çalışanlara sağlanacak olan dizüstü bilgisayarlar, cep telefonları, gerekli online programlar, internet gibi detaylar işverenler açısından bir maliyet olarak görülmekte ve işveren çalışan arasındaki ilişkiyi de zedeleyebilir gözüyle bakılmakta.

Tabi evden çalışma da sanıldığı kadar kolay bir stil değil. İstenilen verimi sağlayabilmek için hem işverenler hem de çalışanlar açısından ciddi bir çalışma disiplini yaratmak gerekli. Bu disiplin öncelikle işverenlerin sağlam bir altyapı kurması ile başlıyor. Yukarıda bahsetmiş olduğum ve çoğu işveren tarafından maliyet olarak görülen bilgisayar, telefon, internet gibi detaylar sağlam altyapının temel taşları. Ancak şöyle düşünün, kişinin ulaşımı, yemeği, müşteri ziyaretleri için harcamış olduğu benzin gibi masrafları ile karşılaştırıldığında oldukça cüzi kalmakta. Uzmanlar çalışanlar açısından bakıldığında bir rutin yaratmanın onları disipline edeceğini ve daha sonuç odaklı çalışmalarda bulunabileceklerini söylüyor. Yani kahvaltı, kahve molası, çocukların servise bırakılması gibi rutinlere göre organize olmak önemli. Ayrıca home ofis çalışmak, tamamıyla eve kapanmak anlamına gelmiyor. İnternetin olduğu her yer genellikle çözüm merkezi olabildiği için bazı günler çalışmaların dışarıda insanlar ile iç içe yapabileceği bilgisi de paylaşılmış. Bu şekilde de sosyalleşme ihtiyacı giderilip yapılan işin de rutinliği engellenmiş oluyor.

Bu konuda ister olumlu ister olumsuz düşünülsün, geçmişten günümüze göz atıldığında evden çalışma sisteminin giderek yaygınlaştığını ve ciddi başarıları getirdiğini söylemek mümkün. Yani bazen çalışanların ruhlarını özgür bırakmak, kurum açısından daha verimli olabiliyor. Zaten aklı çocuğunda, evinde, arkadaşında, akrabasında veya herhangi bir dış kaynakta olan çalışanın bedeninin işyerinde olması bir fayda sağlamıyor ve olayı maliyete döktüğümüzde daha büyük zararlar ile karşılaşılabiliyor. Bu nedenle disipline edilmiş bir home ofis çalışma stili çoğu zaman fayda sağlıyor.

Bol “değer”li günler,
Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s