BİRAZ MOLA :)

2012’nin yarısını tamamladık, artık ikinci raunda imzamızı atmaya başlıyoruz. Haliyle tüm çalışanlar gibi tatil planlarımız da öne çıkıyor. Kimi yeni yerler keşfederek zamanını geçirmeyi tercih ediyor, kimi de deniz-kum-güneş üçlüsüne kendini bırakıyor. Ben de deniz-kum-güneşe kendini bırakacak olan insanlardan olacağım. Tabi benimki bir haftalık kısa bir ayrılık olacak, hem yazılarımdan hem sizlerden… Ama yine de durmak yok. Sırayla ve büyük bir zevkle alıp yarım bıraktığım kitaplarım da valizimin en güzel yerine yerleşti bile. Dönüşte dolu dolu paylaşımlarla buluşacağız tekrar.

Neyse ki kocaman bir yıl çalışıp beş gün için her şeyi unutabilen biri değilim. İşini severek yapanların en büyük avantajı bu bence. Evet; top model değilseniz her sabah işe mayonuzu giyip gitmiyorsunuz, çalışma alanınız da 200 metre ileride yer alan kumsal değil, açık ofisiniz… Ancak güne gülümseyerek başlamanızın getirisi gerçekten büyük oluyor. Çalıştığınız her dakika size güzel bir haz duygusuyla beraber dönüyor. Bana göre işin en keyifli tarafı da bu. Tabiî ki herkesin aynı hazzı hissetmesi, aynı duygular ile işe gitmesi, çalışması ve gününü tamamlaması mümkün değil. İşini severek yapanlar için de durum aynı. Bulunduğunuz ruhsal duruma göre, konsantrasyon derecenize göre verimliliğiniz değişebiliyor.

“Peki, bu tarz durumlarda neler yapmalıyız?” sorusunu soralım kendimize dilerseniz. Bugünkü Hürriyet İK’da Burcu Özçelik’in çok güzel bir yazısı var. Bu yazı dizisine göre, tatile çıkmadan önce planlı hareket etmek ve işe başlamadan bir-iki gün öncesinde tatilden dönmek verilen tavsiyeler arasında. Bu iki günlük süreç hem bulunduğunuz lokasyona adapte olmanızı sağlıyor, hem birikmiş maillerinize göz gezdirebilme fırsatı veriyor, hem de (özellikle çalışan kadınlar/anneler için) tatil dönüşü “büyük temizlik”ten kurtarıyor. Tatil dönüşündeki ilk birkaç gün yoğun toplantılar yapmamak ve ciddi projelerle ilgili kararlar almamak da verilen diğer tavsiyeler arasında. Farkındayım, bazen bu tarz toplantıların ve kararların elimizde olmadığı durumlar olabiliyor. Şöyle düşünün, tatile gitmek bir suç değil her çalışan için yasal bir hak. Olmadığınız zaman dilimi içerisindeki gelişmeler hakkında bilgi edinip bu şekilde karar vermek / toplantılara dahil olabilmek kurum verimliliği açısından daha öncelikli olacaktır. Bu nedenle aradaki boşluğu kapatmak için biraz süre istemekten çekinmeyin lütfen ;). Bir de kendinizi daha zinde hissetmek adına kısa yürüyüşler, sağlıklı beslenme, iyi uyku gibi faktörler de tavsiye listesinde yer almakta.

Bol “değer”li günler
Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s