İŞİMİZ VAR, YA BEDENİMİZ?

İş hayatına kimimiz gerçekten tutkuyla bağlı; kimimiz için ise iş, sadece bir para kazanma yolu. Ancak hangi grupta yer alırsak alalım sonuç aynı: Herkes haftada ortalama 45 saat çalışmak zorunda. Tabi haftalık 45 saati doldurma stillerimiz de farklı olabilir. Evden çalışmanın dışında sıcak satış yaparak da çalışabilirsiniz. Ya da benim gibi klasik bir açık ofis çalışanı olmanız da mümkün. Sadece sormak istediğim bahsi geçen ortalama 45 saatlik dilim içerisinde işimizle ilgilendiğimiz kadar kendi bedenimizle ne kadar ilgilendiğimiz. Ben bedenimizin verdiği reaksiyonları fazlasıyla ertelediğimizi düşünüyorum. Özellikle ofis ortamında çalışanlar için beslenme ve boyun / sırt rahatsızlıkları son dönemlerde oldukça artmış durumda. Siz ne dersiniz? 

19 Şubat tarihinde Hürriyet İK’da sağlıklı beslenme ile ilgili bir yazı yayınlanmıştı. Gerek işveren açısından gerek çalışan açısından irdelenmiş oldukça faydalı bir paylaşım olduğu kanısındayım. Gerçi burada işverenin yapması gerekenlerden çok fazla bahsetmeyeceğim. Tabiî ki işverene de çalışan sağlığı konusunda büyük bir pay düşüyor ancak kendimizi de bu konuda biraz kontrol altına alabiliriz, değil mi? 😉 Beslenme stilimizdeki bozukluklar, “fast food”a olan düşkünlüğümüz ya da iş yoğunluğu nedeni ile hızlı yemek yememiz bizi aynı hızda kilo almaya ve sağlıksız yaşamaya sevk ediyor. Bir tatlı canavarı olarak kesinlikle abur cubur yememeliyiz diyemiyorum 🙂 ama küçük alışkanlıklar büyük faydalar sağlayabilir. Mesela hep tartışması süren simitli kahvaltılar ve ara öğünler hakkında konuşursak; simitleri arada sırada tost ile değiştirmek ve ara öğünlerde taze / kuru meyve ya da galeta tüketimine yönelirsek güzel bir aşama kaydedebiliriz. Ayrıca öğle yemeklerinde verilen beyaz ekmek yerine kepek ekmeği tercih etmek, pilav, makarna, börek vb. yemek çeşitlerinin yarısını tüketmek de verilen tavsiyeler arasında. Bir de geçen yaz keşfettiğim fakat sadece İstanbul’ da olduğunu öğrendiğim (öğrendiğimde üzüldüğüm) bir meyve sipariş sitesi var. http://bibardakmeyve.com/ linkinden ulaşabileceğiniz sitede meyveler günlük olarak hazırlanıp adresinize gönderiliyor. Bence İstanbul çalışanları mutlaka denemeli :). 

Beslenme konusunu farkında olmadan fazlasıyla irdelemişim bu yüzden diğer konumuz boyun ve sırt ağrılarına geçiş yapıyorum hemen :). Günümüzün getirmiş olduğu teknolojilerin avantajları tartışılamaz ancak en büyük dezavantajı herhalde duruş bozukluklarından kaynaklı olarak artan sırt ve boyun ağrıları. Özellikle yoğun iş temposu nedeni ile yapamadığım bir – iki haftalık sporumun bana ciddi ağrılar ile geri döndüğünü söylemeden geçmek istemiyorum. Birkaç yazıda hissedilen ağrılar ile ilgili fiziksel hareketlerin paylaşıldığına rastlamıştım ama ben bunun çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Sadece spor yapma şansı olmayanlar için duruş teknikleri ile ilgili “Günlük Yaşamda Alexander Tekniği” isimli kitabı paylaşmak istiyorum. Yine ofis ortamı içerisinde yapılabilecek basit hareketler ile büyük faydaların yaratılabileceğini gösteren bir kitap. Belirli dönemlerde uygulama fırsatım olmuştu ve etkin olabildiğini keşfetmiştim. Umarım sizin için de faydalı olur :).

Her şeye rağmen bence çalışmak güzel bir şey. Ama her güzel şeyin faydaları olduğu gibi zararları da olabiliyor. Önemli olan önlemini önceden alarak sorunların büyümesine izin vermemek, buna bedenimiz de dahil..  

Bol “değer”li günler

Merve

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s